>>Siteye Giris<<

Şahin Özer: ‘Travesti olduğunu anlamadım’

Posted on 6th Haziran 2013 by admin in İstanbul Travestileri - Tags: , , ,

Şahin Özer: ‘Travesti olduğunu anlamadım’

Ünlü yapımcı Şahin Özer’in geçtiğimiz hafta arabasına aldığı ve kendisini gasp ettiğini ileri sürdüğü kişinin travesti olduğu ortaya çıktı.
Şahin Özer, Sarıyer’den Bahçeköy’deki evine giderken arabasına aldığı bir kişi tarafından gasp edildiği haberleriyle gündeme gelmişti.

Özer’i gasp ettiği ileri sürülen kişinin  B.G. olduğu ortaya çıktı. B.G, ifadesinde ’Kendisiyle 100 liraya anlaştık. Paramı vermedi. Silahlıydı, onu nasıl gasp ederim’ dedi.

Bu iddialar üzerine hurriyet.com.tr’nin ulaştığı Özer ‘Aracıma binen kişinin travesti olduğunu ilk başta anlamadım. Güzel giyinmiş bir bayandı. Karakola gidince orada travesti olduğunu öğrendim. Travesti B.G, benim Şahin Özer olduğumu gazetelerden öğrenince beni lekelemek adına böyle bir şey yaptığını tahmin ediyorum. Kendisine Ağır Ceza Davası açtım. Kendisini kurtarmak için bu yalanı uydurmuş olmalı’ dedi.

Çelik kadın değil travesti kılığına girmiş

Çelik kadın değil travesti kılığına girmiş

travesti-celik

Sacit Aslan ve Pelin Çini’nin sunduğu magazin dünyasının değerlendirildiği ‘Aramızda Kalsın’ programı tv8′de devam ediyor.

Programa konuk olan Erol Köse, ‘Şizoid’ isimli gösteri için kadın kılığına giren şarkıcı Çelik ve çift cinsiyetli olduğunu iddia ettiği İntizar hakkında çarpıcı açıklamalarda bulundu.

“ÇELİK TRAVESTİ KILIĞINA GİRMİŞ”

“Çelik kadın kılığına girmemiş, Çelik travesti kılığına girmiş. Çelik küçükken dönercide çalışmış herhalde çok dönüyor. Bir gün Atatürkçü oluyor bir gün Dost Tarikatına giriyor. En son gele gele bu noktaya geldi. Adını travesti ile birleştirip Traçelik yapıyorum. Fotoğrafı Tarlabaşı ekolüne benzettim. Fotoğrafa bakınca bildiğin cillop bir çocuk olmuş. Kadir İnanır da karizmayı çizdirmişti. Çelik’in konserleri furya olsa kadın kılığına girer miydi? Dikkat çekmek için bir çabadır”

 

Jennifer Aniston; ”Jeniffer’in mükemmel vücudundan çekiniyorum”

Posted on 3rd Nisan 2013 by admin in İstanbul Travestileri,travesti - Tags: , ,

Jennifer AnistonJennifer Aniston ile aynı filmde rol alan Brooklyn Decker’dan ilginç bir açıklama: ”Jeniffer’in mükemmel vücudundan çekiniyorum”

 

Efsane dizi ‘Friends’ ile ününe ün katan güzel aktris Jennifer Aniston ile aynı filmde rol alan Brooklyn Decker’dan ilginç bir açıklama geldi.

 

FLAŞ! FLASH! 17. AFİFE TİYATRO ÖDÜLLERİ ADAYLARI BELLİ OLDU! İŞTE ADAYLAR!

Türkiye’nin en uzun soluklu ve en prestijli tiyatro ödülü Yapı Kredi Afife Tiyatro Ödülleri’nin 2013 adayları, 1 Nisan 2013 Pazartesi akşamı Four Seasons Hotel İstanbul’da düzenlenen basın toplantısında açıklandı.

Yapı Kredi Afife Tiyatro Ödülleri İcra Kurulu Başkanı Salih Başağa, Yapı Kredi Sanat Danışmanı Haldun Dormen, jüri başkanı Tijen Par ile jüri üyelerinin ev sahipliğinde düzenlenen basın toplantısında ayrıca özel ödüle layık görülen isimler de belli oldu.

ÖZEL ÖDÜLLER

MUHSİN ERTUĞRUL ÖZEL ÖDÜLÜ

Erol Keskin

CEVAT FEHMİ BAŞKUT ÖZEL ÖDÜLÜ

Yiğit Sertdemir

YAPI KREDİ ÖZEL ÖDÜLÜ

Adalet Ağaoğlu

 

 

 

ADAYLAR

 

YILIN EN BAŞARILI IŞIK TASARIMCISI

Önder Arık – Sessizlik – İstanbul Devlet Tiyatrosu

Şahika Tekand – Oyun-İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları

Akın Yılmaz – Çehov Makinası-İstanbul Devlet Tiyatrosu

 

 

YILIN EN BAŞARILI SAHNE MÜZİĞİ

Çağrı Beklen – Sessizlik-İstanbul Devlet Tiyatrosu

Tolga Çebi – Antonius ile Kleopatra-Oyun Atölyesi

Çiğdem Erken – Zengin Mutfağı-İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları

 

 

YILIN EN BAŞARILI GİYSİ TASARIMCISI

Şirin Dağtekin Yenen – Çehov Makinası-İstanbul Devlet Tiyatrosu

Selda Durna, Banu Açıkdeniz, Duygu Dalyanoğlu – Karşılaşmalar-Boğaziçi Gösteri Sanatları Topluluğu

Duygu Türkekul – Vişne Bahçesi-İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları

 

 

YILIN EN BAŞARILI SAHNE TASARIMCISI

Yiğit Sertdemir – Katilcilik-Altıdan Sonra Tiyatro

Esat Tekand – Oyun-İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları

Efter Tunç – Sessizlik-İstanbul Devlet Tiyatrosu

 

 

YILIN EN BAŞARILI GENÇ KUŞAK SANATÇISI

1)    Sami Berat Marçalı – Yalnızlar Kulübü: İkincikat – Yazar/Yönetmen/Dekor/Işık

Uğrak Yeri: Craft Tiyatro – Yönetmen Disosya: İkincikat – Yönetmen

2)    Mirza Metin – Nerde Kalmıştık: Bulut Tiyatro – Yönetmen

Antigone 2013: Destar Tiyatro – Oyuncu

3)    Cem Uslu – Parti: Ekip Tiyatro – Yazar/Yönetmen/Oyuncu-Nerde Kalmıştık: Bulut Tiyatro – Oyuncu

 

 

YILIN EN BAŞARILI KOMEDİ/MÜZİKAL YARDIMCI KADIN OYUNCUSU

Pınar Çağlar Gençtürk – Yalnızlar Kulübü-İkincikat

Suna Keskin – Aşka 103 Adım-Tiyatro Kare

Aysel Yıldırım – Karşılaşmalar-Boğaziçi Gösteri Sanatları Topluluğu

 

YILIN EN BAŞARILI KOMEDİ/MÜZİKAL YARDIMCI ERKEK OYUNCUSU

Rüzgâr Aksoy – Sanat-Tiyatro Gerçek

Bahtiyar Engin – Bezirgan-İstanbul Halk Tiyatrosu

Şamil Kafkas – Çirkin-İstanbul Devlet Tiyatrosu

 

 

YILIN EN BAŞARILI YARDIMCI KADIN OYUNCUSU

Gözde Çetiner – Çehov Makinesi-İstanbul Devlet Tiyatrosu

Defne Kayalar – Babamın Cesetleri-Krek

Selin Sevdar – Ah Smyrna’m, Güzel İzmirim-Tiyatro Pera

 

 

YILIN EN BAŞARILI YARDIMCI ERKEK OYUNCUSU

Süleyman Atanısev – Sessizlik-İstanbul Devlet Tiyatrosu

Şerif Erol – Babamın Cesetleri-Krek

Levend Öktem – Çehov Makinası-İstanbul Devlet Tiyatrosu

 

 

YILIN EN BAŞARILI KOMEDİ/MÜZİKAL KADIN OYUNCUSU

Ayşe Selen – Biz Küçükken Babamla Oyunlar Oynardık-Boğaziçi Gösteri Sanatları Topluluğu

Selen Uçer – Kuçu Kuçu-Aysa Prodüksiyon Tiyatrosu

Pınar Yıldırım – Kırmızı Yorgunları-Emek Sahnesi

 

 

YILIN EN BAŞARILI KOMEDİ/MÜZİKAL ERKEK OYUNCUSU

Bekir Aksoy – Sanat-Tiyatro Gerçek

Tolga Evren – Çirkin-İstanbul Devlet Tiyatrosu

Murat Garipağaoğlu – Zengin Mutfağı-İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları

 

YILIN EN BAŞARILI KADIN OYUNCUSU

Funda Eryiğit – Sessizlik-İstanbul Devlet Tiyatrosu

Tomris İncer – Gerçek Hayattan Alınmıştır-Altıdan Sonra Tiyatro

Sumru Yavrucuk – Kimsenin Ölmediği Bir Günün Ertesiydi-Altıdan Sonra Yapım

 

 

YILIN EN BAŞARILI ERKEK OYUNCUSU

Öner Erkan – Babamın Cesetleri-Krek

Engin Hepileri – Oda ve Adam-0090

Yiğit Sertdemir – Gerçek Hayattan Alınmıştır-Altıdan Sonra Tiyatro

 

 

YILIN EN BAŞARILI YÖNETMENİ

Mehmet Birkiye – Sessizlik-İstanbul Devlet Tiyatrosu

Müge Gürman – Çehov Makinesi-İstanbul Devlet Tiyatrosu

Şahika Tekand – Oyun-İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları

 

 

YILIN EN BAŞARILI PRODÜKSİYONU

Çehov Makinası-İstanbul Devlet Tiyatrosu

Oyun-İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları

Sessizlik-İstanbul Devlet Tiyatrosu

İşte Öcalan’ın mesajı

Posted on 21st Mart 2013 by admin in İstanbul Travestileri

İşte Öcalan’ın mesajı

Günler öncesinden başlayan Nevruz kutlamalarının finali bugün Diyarbakır’da yapıldı.
Güncelleme:21 Mart 2013 13:10
Bağlar ilçesinde yapılan Nevruz kutlamaları, yaklaşık 30 yıldır süren terör sorununun çözümü konusundaki en kritik Nevruz olma özelliği taşıdı.
Tüm Türkiye’nin büyük bir merakla beklediği Diyarbakır’daki Nevruz kutlamalarında  Abdullah Öcalan’ın gönderdiği mesaj okundu. Mesaj BDP’li vekil Pervin Buldan tarafından Kürtçe,  Sırrı Süreyya Önder tarafından da Türkçe okundu. Öcalan mesajında PKK’ya seslenerek, “Silahları bırakın ve sınır dışına çıkın” diye seslendi.

TAYLAND’LI TRAVESTI TARAFINDAN MAGDUR KALAN TURK TURİST

Tatil için gittiği Tayland’da bir travestiye 30 bin dolardan fazla parasını kaptıran Türk turist, ortalığı ayağa kaldırdı.

Tayland basınının bildirdiğine göre, ismi açıklanmayan Türk turistin Salı günü yaptığı şikayet üzerine polis, dün Pattaya kentinde iki kilometrelik sahil şeridi boyunca müşteri bekleyen 50 travestinin karakolda ifadesini aldı.

Türk turist, polise verdiği ifadede, oteline götürdüğü travestinin kendisini ilaçla uyuttuğunu ardından da en az 1 milyon baht’lık para ve değerli eşyasını çaldığını söyledi.

Olaya ilişkin soruşturmanın sürdüğünü açıklayan polis, zanlının kısa süre içinde yakalanmasının beklendiğini belirtti.

AYSE ARMANIN TRAVESTI MEHTAP VE TURKAN ILE ROPORTAJI

travesti mehtap travesti türkan

travesti mehtap travesti türkan

Mehtap, ‘Almodovar’ filminden çıkıp gelmiş bir kadın gibiydi

Doğduğum topraklardan mı, genetik mi, yetiştirilme tarzım mı, bir tahtamın eksik olmasından mı bilemiyorum… Ama kendimi bildim bileli, dışlanana, dışarıda kalana, farklı olana ilgi duydum, onları merak ettim. Ne yapıyorlar, nasıl yaşıyorlar, neler hissediyorlar. O yüzden üç gün üç gece geçirdim travestilerle. Yeni isimleriyle, trans kadınlarla. Başka şeylere yormanıza gerek yok, yapmaya çalıştığım şey, anlamaya çalışmak ve sizlere aktarmaktı…
Gecenin bir yarısı.Bomonti’de ıssız bir sokak.
İnce uzun bir apartman.İçeri dalıyorum, o daracık merdivenleri tırmanırken nefes nefese kalıyorum.Çık çık bitmiyor.
Zili çalıyorum.Daha zili çalarken kaçıp gitmek istiyorum, heyecandan ölüyorum… Yalan! Ben alenen korkuyorum, kalbim küt küt atıyor. Çünkü neyle karşılaşacağımı bilmiyorum.Ama işte korkunun ecele faydası yok.Kapı açılıyor.
Ve karşımda Mehtap.

AYŞE MİSİN? GEL İÇERİ

Oh my god!
Bu da ne!
Ben nerdeyim?
Bu kim?
Bu nasıl uzun bacaklar!
Mini etekle ne kadar şahane görünüyor.
Beni şöyle bir baştan aşağı süzüyor, “Ayşe misin?” başımla evet işareti yapıyorum, “Gel içeri” diyor.
Ve ben Mehtap’ın açtığı kapıdan travestilerin dünyasına dalıyorum.

BEDENİNDE İKİ CİNSİYETİ BARINDIRMAK

Benden genç.
Benden daha güzel, daha seksi ve daha komik.
O, yüzde yüz bir Almodovar kadını.
Palavra sıkmanın manası yok, bu diziyi yapmaya karar verdiğimde, toplum tarafında dışlanmış bir kesimin çektiği acıları yansıtmak, yaşadıkları zorluklara ayna tutmak gibi ulvi bir amacım yoktu.
Her şeyin tek bir sebebi var: Merak.
Yeni şeyler öğrenirken heyecanlanmak.
Allah’tan gazetecilik bana farklı dünyaları tanıma fırsatı veriyor.
Oldum olası, bedeninde hem bir erkeği, hem kadını barındıran bu kadınları merak ettim.
Tedirginliğim hâlâ devam ediyor.
Mehtap’ın evi, İzzet Çapa’nın kulüplerine benziyor, alengirli ve şık duvar kağıtları, enteresan bir lamba, siyah bir geniş bir koltuk.
Mehtap, İstanbullu ve eğitimli.
Ona bir travesti dosyası yapmak istediğimi anlatıyorum, o ve arkadaşlarıyla mümkünse üç gün üç gece geçirmek istediğimi söylüyorum.
Ajda Pekkan da böyle olmuştu, Mehtap’tan gözlerimi alamıyorum, görüntüsünde bir erkeklik izi arıyorum, küçücük de olsa, bulamıyorum; yok.
Baştan aşağı kadın.
Güzel, cazibeli, seksi, havalı, incecik bir kadın.
Suratına bakınca, “Bu aslında erkek!” diyebileceğiniz biri değil yani.
“Ama ameliyatlı değilsin di mi?” diye soruyorum.
“Hayır şekerim, yerinde” diyor, “Gerektiğinde kullanıyorum!”
Sesi erkek gibi değil, ama kadın gibi de değil.
Fakat müthiş esprili ve zeki.
Cart diye lafı yapıştırıyor.

FIRÇAYI AL TUVALETİ TEMİZLE

O sırada eve Türkan geliyor, o da travesti. Tiyatrocu. Sonra alt komşusu Tülay. Çay içiyoruz birlikte. Oysa insan zannediyor ki bu arkadaşlar hiç durmadan içerler, alakası yok…
Evleri de mis gibi.
Şık, tertipli, düzenli.
Kadın eli değmiş yani.
Bana uzuuun uzuuun dünyalarını anlatıyorlar.
Mehtap seks işçisi ama müşterilerini seçme lüksüne sahip. Havalı bir internet sitesi var. A ve P yazıyor. Ben de salak olduğum için anlamıyorum, hem aktif hem pasif anlamına geliyormuş.
Birazdan sohbet başlıyor, Mehtap müşterilerini anlatıyor.
Çiftler de geliyormuş, erkekler de, lezbiyenler de, mazoşistler de…
“Nasıl yani?” oluyorum.
İçeriden bir kemer getiriyor, “Bununla vurmamı isteyenler oluyor” diyor, “Bir böyle bir grup var. Sonra eve girdiği anda mazoşist olduğunu anladığım ve direkt, “Yer kovasını ve fırçayı al, tuvaleti temizlemeye başla” dediğim grup. Onların seks filan istediği yok. Bir kadın emir versin, onu bunu yap desin, azarlarsın, bayılıyorlar, sonra ayaklarımı ovduruyorum. Grup seks için gelenler de var, lezbiyenler de var. Anlayacağın, her tür müşterim var…”
Kendi korkularımı rahatlamaya yönelik bir soru soruyorum.

KEDİLER GİBİ KARŞILIKLI KORKUYORUZ

“Peki tehlikeli değil mi?”
“Tabii ki tehlikeli” diyor “Ama hayatımı kazanabilmek için yapabileceğim başka bir şey yok. Tuhaf bir içgüdü geliştiriyorsun, bir iç sesin oluyor, o seni tehlikeden koruyabildiği kadar koruyor. Zil çalınca aşağıya bakıyorum ve gelenin, yukarıdan röntgenini çekmeye çalışıyorum. Ama şöyle de bir şey var, gelenler benden daha heyecanlı oluyor, kediler gibi önce karşılıklı korkuyoruz, sonra o korkuyu aşıyoruz. Yeni insanlar tanımak zevkli oluyor. Yurtdışından da müşterilerim var.”
Bir an afallıyorum, “İyisin, hoşsun ama çok güzel Rus kızları var, sen de netice de kadın değilsin, bir erkek seni neden tercih eder?” diyorum.
“Ooooo sen çok safsın!” diyor. “Adamın fantezisi bu. İkisi bir arada. Bir bedende her şeyi istiyor!”
Bana o gece, orada, bir sürü şey anlatıyorlar.
Bütün hayat hikayelerini.
Birlikte üzülüyoruz, gülüyoruz, bir sürü şeyden konuşuyoruz.
Ve sonra ben ayrılıyorum…

MANİKÜR PEDİKÜR YAPTIRIYORUZ

Şimdi sıra bende.
Ben onları davet ediyorum.
“Ama ben evli barklı bir kadınım, sizi öğleden sonra çayına bekliyorum, gece olmaz” diyorum.
Ve onlara bir sürprizim var, Mehtap’la Türkan’a.
Mahalle berberine telefon açıyorum, “Evde üç kadın olacağız, manikür ve pedikür yaptırmak istiyoruz, mümkün mü? Ha bir de fön çektireceğiz” diyorum.
“Tamamdır, arkadaşları birkaç saate göndeririz” diyorlar.
Mehtap ve Türkan geldiğinde, evde bin yıldır evimizin her şeyi olan Leman da var. Leman hayatında ilk defa travesti görüyor ve ne yalan söyleyim, önce hiç hoşlanmıyor, pek temkinli, onlar ne yese içse bakıyorum bulaşık makinesine sokuveriyor, yetmiyor çamaşır suyuyla yıkıyor.
“Ne ayıp yaptığın!” diyorum.
Yavaş yavaş o da alışıyor.
Evin içinde üç kadın inanılmaz güzel vakit geçiriyoruz.
Emre de fotoğraf çekiyor.
Mehtap o kadar hoş, o kadar çekici ki, yazık Emre de beni korumaya çalışıyor, “Sen de üzerine hoş bir şeyler giysene, şöyle öne gelsene” diyor.
Mehtap’la elbiselerimi paylaşıyorum, benim kıyafetlerim ona daha çok yakışıyor, giyinirken poposu görünüyor, üzerinde ince bir g-string var, “Ne kadar güzel popon var, bacaklarında da hiç selülit yok!” diyorum.
“Dalga mı geçiyorsun, tabii ki olmaz, ben erkeğim!” diyor.
Fakat memelerini uzun saçlarıyla utangaç bir şekilde kapatıyor.
Ayna karşısında hep birlikte makyaj yapıyoruz.
Leman’ın böreklerini yiyoruz, kanepeye yayılıp sohbet ediyoruz.
Yavaş yavaş yaşadıkları zorlukları öğreniyorum.
En komiği de, manikür pedikür aşamasında yaşanıyor.
Gelenler şok yaşıyor.
Biz gülüyoruz.
Ben Mehtap’ın ayaklarına takıyorum, “Büyükmüş, güzel değilmiş!” diyorum, bozuluyor, “Sen kendi ellerine bak” diyor, “Manav eli gibi!”
Yine gülüyoruz.
Evde şık şık giyindikten sonra kendimizi Nişantaşı sokaklarına vuruyoruz.

Dünya bu haberi konuşuyor

Rusya’nın Sibirya bölgesi Yakutya Cumhuriyeti’nde 200 ton kapasitesi olan yeni bir altın madeni bulundu. altin Aldan rezerv bölgesi Gora Rudnaya’da belirlenen madenin üretimi ile ilgili gerekli kayıt işlemlerinin Federal Ajans tarafından yapıldığı kaydedildi.Rusya’nın geniş Sibirya Saha bölgesi altın ve yakut maden rezervleri ile biliniyor. Altın üretimi açısından Çin 403 tonla dünyada ilk sırada yer alıyor. Rusya yıllık bazda 226 tonla Avustralya ve ABD’den sonra dördüncü. Tüketim bakımından ise 760 tonla Hindistan ilk sırada. Rusya Altın Sanayicileri Birliği Başkanı Sergey Kaşuba basına yaptığı açıklamada, 2012′de üretimin yüzde 7 civarında artarak 226 tona ulaşıldığını söyledi. Kaşuba, Rusya’nın önce altın üretici şirketlerinden Polyus Gold’un projelerine göre 2013 de yüzde 5′lik üretim artışı öngörüyor. Etiketler: haber, haberler, ABD, Çin, Gora, 2012, 2013, Rusya, üretim, tüketim, Sibirya, Gerekli, Hindistan, Avustralya, Cumhuriyeti, altın madeni, önceki habersonraki haberDünya bu haberi konuşuyor Rusya’nın Sibirya bölgesi Yakutya Cumhuriyeti’nde 200 ton kapasitesi olan yeni bir altın madeni bulundu. altin Aldan rezerv bölgesi Gora Rudnaya’da belirlenen madenin üretimi ile ilgili gerekli kayıt işlemlerinin Federal Ajans tarafından yapıldığı kaydedildi.Rusya’nın geniş Sibirya Saha bölgesi altın ve yakut maden rezervleri ile biliniyor. Altın üretimi açısından Çin 403 tonla dünyada ilk sırada yer alıyor. Rusya yıllık bazda 226 tonla Avustralya ve ABD’den sonra dördüncü. Tüketim bakımından ise 760 tonla Hindistan ilk sırada. Rusya Altın Sanayicileri Birliği Başkanı Sergey Kaşuba basına yaptığı açıklamada, 2012′de üretimin yüzde 7 civarında artarak 226 tona ulaşıldığını söyledi. Kaşuba, Rusya’nın önce altın üretici şirketlerinden Polyus Gold’un projelerine göre 2013 de yüzde 5′lik üretim artışı öngörüyor. Etiketler: haber, haberler, ABD, Çin, Gora, 2012, 2013, Rusya, üretim, tüketim, Sibirya, Gerekli, Hindistan, Avustralya, Cumhuriyeti, altın madeni, önceki habersonraki haber

“Alı tıpım degıl”

Utku Uysal, İstanbul gece hayatının en eğlenceli isimlerinden biri. Geçen hafta Ali Sunal ve Gökçe Bahadır’ın ayrılık haberiyle adı gündeme bomba gibi düştü.Sunal ve Bahadır iddialarla ilgili konuşmadı. Yanlışlığı düzeltmek için açıklama yapan tek isim Utku oldu. Düzenlediği basın toplantısında iki, üç kelimeyle olayın doğru olmadığını anlatmaya çalıştı. Belli ki orada söylenenlerden daha çok anlatacağı şey vardı. Ben de yıllardır tanıdığım Utku’nun kapısını çaldım, olup biteni etraflıca konuştuk…

Utku Uysal’ın yolu sahnelere nasıl düştü?
1993’te sahneye çıktım. Fatih Ürek, Arto ve Aydın vardı o zamanlar, eşcinsellerden daha çok arkadaşlarım sizlerdiniz. Onların yapabileceği kötülükleri bilecek kadar deneyim sahibi değildim. Çok saf ve temizdim. İnsani duygulara sahiptim.

Seni izlemeye gelenler de iyi aile çocuğu gençler miydi?
Keşke o yıllar daha uzun sürseydi. Bazen kendime “Keşke her şeyi çabuk öğrenmeseydim” diyorum. Ama mecburen öğretiyorlar. Sahneye çıktığım ikinci sezonda benim olan çarşamba günleri Fatih Ürek’in, cumartesiler de Aydın’ın oldu. “Yeni çıkan birine neden engel oluyorlar” diye sormuştum. Bir şeyleri hep iyi niyetle sürdürdüm ama onlar iyi niyetli değildi. Bak şimdi herkes evinde oturuyor. Çünkü herkes kalbinin ekmeğini yiyor. Beğenmedikleri, hor gördükleri Utku ise bir şekilde hep iş yaptı.

 

Kayıp Şehir’in travestisi ‘Duygu’ içini HT Pazar’a döktü.

Kayıp Şehir’in travestisi ‘Duygu’ içini HT Pazar’a döktü.

Seks İşçiliği Yapmak İstemedim.

1976 Almanya doğumlu Ayta Sözeri, Kayıp Şehir dizisinde travesti Duygu karakterini canlandırıyor. Gerçek hayatında da bir trans birey. Sıkı bir insan hakları aktivisti.

Onu daha önceden başka dizilerde, sinemada, tiyatroda görmüştük, bol ödüllü bir oyuncu olduğunu biliyorduk. Ama galiba bugüne kadar bu kadar çok merak etmemiştik kim olduğunu…

 

 Bu bir röportaj değil. Bir senaryo ya da hikâye hiç değil. Ünlü bir oyuncu ve bir trans birey olan Ayta Sözeri ile geçirilmiş bir akşam üstünden kalan izlenimler diyebiliriz.
O akşam üstünden sonra uzun süre kendime gelemedim. Ayta Sözeri, hafızamda Kıbrıs’ta sahne alan efsane bir şarkıcıydı önce. Sonra “oha” dedirten bir oyuncu olarak çıktı karşıma.
Gerçekten tanıştığımdaysa o da bir kardeşim oldu. Çok şey konuştuk. Bu sayfadaysa “Kayıp Şehir”i ve dizi sözleşmesinin izin verdiği kadarını okuyacaksınız…
Ne zaman geldiniz Almanya’dan?
80′lerin başında geldik, İzmir’e yerleştik. Üniversiteye kadar İzmir’deydim. O zamandan beri ailem de orada.
Nasıl başladınız oyunculuğa?
Hayatım boyunca oynadım. Bazen kendimi bazen başka insanları… Mesela bir erkeği oynadım yıllarca. Şarkı söylemek istiyordum, sesimin çok güzel olmasını istiyordum.
Okulda koroya alınmayınca tiyatro koluna girdim. Sonra üniversite dahil büyük oyunlarda oynadım, ödüller aldım. Sesimin güzel olduğuna inanıp sahneye çıkmaya başladığımda Melek Baykal ile tanıştım. Beni izlemeye gelmiş, beğenmiş. “Seni bir bölüm oynatalım” dedi. O zaman Hayat Bağları dizisiyle başladım oyunculuğa.

‘HAYALİMDEKİ BÜYÜK OYUNCULARLA OYNADIM’

Başta küçük rollerdeydiniz sonra bir anda sinemaya geçtiniz…
Her şey belki de olması gerektiği gibi ilerledi. Doğal bir oyuncuyum ben, konservatuvarlı değilim. İşletme fakültesi mezunuyum. 5 yıl Levent Kırca tiyatrosunda oynadım, o zaten başlı başına bir oyunculuk eğitimi oldu.
Birlikte oynamayı hayal ettiğim büyük oyuncuların birçoğuyla kamera karşısına geçtim. Hepsinden bir şey öğrendim.
Ama isminizi trans birey rolleriyle tanıdık. Güneşi Gördüm filminde Tuana, Teslimiyet’te Aygül… Bir oyuncu olarak sürekli aynı rolleri oynamaktan rahatsız olmuyor musunuz?
Heteroseksüel kadın rollerinde de oynadım birçok kez. Trans bireyi oynamak aslında beni korkutmuştu. Acaba sadece kendimi mi oynayacağım diye endişelenmiştim. Sonra fark ettim ki aslında hepsi farklı farklı karakterler. Hiçbiri bana benzemiyor.

İşin bir de duygusal yönü var. Zaten kendi hayatınızda yaşadığınız ya da en azından şahit olduğunuz olayların çok benzerlerini tekrar tekrar bu rollerle yaşamak kolay olmasa gerek…

İki kere yaşadım bu dediğini. Biri dizide arabadan atıldığım sahne. Çünkü birçok arkadaşımın başına geldi bu. Onları dinlediği zaman insanın tüyleri diken diken oluyor.

Bir de babamın öldüğü sahne. Ben de gerçekten babam öldüğü zaman üzülmeyeceğimi düşünüyordum. Ama öyle olmuyormuş. Şair “Sizin hiç babanız öldü mü” diyor ya… Çok farklı bir şeymiş. Babamın öldüğünü telefonda öğrendiğim andaki hislerimi dizide neredeyse aynı şekilde yeniden yaşadım.

‘BİZİ ÖTEKİLER DE ÖTEKİLEŞTİRİYOR‘

Arkadaşlarınız dizi hakkında ne düşünüyor?
Başta arkadaşlarım benim için izliyorlardı diziyi. Taraflı bakıyorlardı. Her şeyden önce aktivizm için seyrettiler. İzledikçe hikâyenin içine girdiler, o zaman ben ben olmaktan çıktım, Duygu oldum. Sadece Duygu karakteri değil; dizinin tamamının bir şey yapmaya çalıştığını fark ettiler.

Dizi sadece trans bireylerle ilgili önyargıları işlemiyor…


Bütün “öteki”lerin dizisi aslında. “Öteki” hiç sevmediğim bir kelime. Bize öğretilmiş. Öteki denince herkesin aklına trans bireyler geliyor. Oysa çingeneler yani Romanlar, siyahiler, Doğulular da öteki.

Bir yere ait değilsen ötekisindir. Sen Karadenizli’yken de öteki olabilirsin Çerkezken de. Ama translar ötekinin de ötekisi. Bizi öteki olanlar da ötekileştiriyor. Bu nedenle biraz daha ağır yaşıyoruz.

Diziyse herkes gibi yaşadığımızı gösteriyor. Biz de yemek yiyoruz, uzaydan gelmedik, farklı şeyler yapmıyoruz. Sadece hayat bize başka yollar sunduğu için hayata başka türlü tutunuyoruz. Gökçe Bahadır için de seyreden arkadaşım var, İlker Kaleli için de Nick Xhelilaj için de Nazan Kesal için de…

Ama herkes Kayıp Şehir’i seyrediyor.

‘Seks işçiliği yapmadım’

Bu dizi birçok anlamda iyi bir adım oldu ama “Keşke şunu da anlatabilsek” dediğiniz konular var mı?
Şu anda çok iyi şeyler işliyoruz. Başka yerlerde ya kavga eden, hapse giren, pazarlık yapan ya da fazla karikatürize trans bireyler görüyoruz. Bizse sadece hayatı anlatıyoruz. Sanki translar 24 saat kavga ediyor, işe çıkıyor gibi gösteriliyor. Öyle değil ki hayat…
Tamam sizinle ilgili her şeyi izliyoruz ama gerçek işinizi yaptığınızı görmüyoruz. Zehra karakteri kuru temizlemede çalışıyor, onu ütü yaparken izliyoruz. Sizi ya da seks işçisi olan Aysel karakterini (Gökçe Bahadır) çalışırken görmüyoruz. Bunun özel bir nedeni var mı?
Bu benimle ilgili değil. Senaristlerin kararı. İnsanlar ne iş yaptığımızı ve nasıl yaptığımızı zaten yıllarca gördü. Artık bunu görmek istemiyorlarmış. Ayrıntıları izlemek istiyorlar. Ayrıca ne Aysel ne ben çalışmak istemiyoruz ki.

Transların önünü açtığınızı düşünüyor musunuz?
Kapıyı açmak değil de aralamak diyelim. “Daha önceden bu kapı kilitliydi” demiyorum. Ama birçok trans birey arkadaşım oyunculuk eğitimini nereden alabileceğini soruyor. Ayrımcı olmayan kurslara yönlendirmeye çalışıyorum.

Bu çok güzel bir şey. Bize öğretilen normal düzen içinde, daha hayatın içinden bir iş yapmak istediğinden bahseden arkadaşlarıma cesaret verdiğimi düşünüyorum. Süpermen değilim ki, sadece yeteneğimi kullanabileceğim bir yerde olmak için sebat ettim. Seks işçiliği yapmadım.

‘Bir seri katili oynamak isterdim’

Neredeyse her oyuncunun hayali bir hayat kadınını ya da trans bireyi canlandırmaktır. Siz hangi rolü oynamak isterdiniz?
Ne kadar şanslıyım ki hayat kadını olan bir trans bireyi canlandırıyorum! Bu zor bir soru. En çok bir seri katili oynamak isterdim sanırım. Hannibal gibi, zeki bir katil.
Erkek rolü gelirse?
Eğer yapabileceğim bir rolse denerim. Niye olmasın ki?

Şarkıcılık yönünüz de var. Albüm çıkarmayı düşünüyor musunuz?

Şarkıcı olmak için geldim İstanbul’a ama kendimi bambaşka bir dünyada buldum. Albüm yapmak isterim tabii ama henüz kesin bir şey yok. Kız kardeşim kadar sevdiğim müzisyen bir kadın var. Bana bir göz kırptı. Albüm olmasa bile belki bir düet olur…

‘Annem umarım izliyordur‘

Dizi trans bireylerin aileleri için de önemli. LİSTAG (Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Travesti ve Transseksüel Aileleri İstanbul Grubu) sizinle iletişime geçti mi?
LİSTAG her zaman desteklediğimiz, toplantılarına gitmeye çalıştığımız, derneklerimden çıkmış bir topluluk.
Anneniz izliyor mu diziyi?
Umarım izliyordur. Annemle bu konuları çok konuşmuyoruz. Bana biraz böbürlenmek gibi geliyor “Anne diziyi izliyor musun, beni gördün mü” demek. Konu arasında laf açılırsa konuşuruz.
Dizi önceden 22.30′daydı; annem yaşlı, o saatte uyuyor olabilir. Şimdi 20.00′de, izliyordur. Her Türk kadını gibi dizi takip etmeyi çok seviyor. Yüz yüze geldiğimizde eleştirileri olacaktır. “Çok kilo almışsın, o kadar kısa giyme” gibi şeyler söyleyecektir.